Çocuğunuza Okumayı Sevdirmek İçin Bildiğiniz Her Şeyi Unutun: Bir Seminerden Zihin Açan 5 Ders
Çocuğunuza Okumayı Sevdirmek İçin Bildiğiniz Her Şeyi Unutun: Bir Seminerden Zihin Açan 5 DersGünümüz ebeveynlerinin en büyük endişelerinden biri, çocuklarının ekranlara olan düşkünlüğü ve kitaplardan giderek uzaklaşması. Onları tabletin hipnotize edici ışığından kurtarıp bir kitabın sayfaları arasında keyifli bir yolculuğa çıkarmak adeta imkansız bir görev gibi görünüyor. Eğer siz de bu konuda klasik tavsiyelerden sıkıldıysanız ve gerçekten işe yarayan, temelden bir değişim yaratacak yöntemler arıyorsanız doğru yerdesiniz. Deneyimli bir eğitimcinin, Abdullah Korkmaz'ın seminerinden damıtılmış, ezber bozan ve kolayca uygulanabilir beş temel dersi sizin için derledik. Bu yazı, size "hadi oku" demekten ziyade, okuma sevgisini doğal olarak yeşertecek bir ortamı nasıl yaratacağınızın anahtarlarını sunuyor.1. Önce Kendi Maskenizi Takın: Nasihat Değil, Örnek OlunÇocuklara okuma alışkanlığı kazandırmanın ilk ve en sarsılmaz kuralı budur: Önce ebeveynler okumalıdır. Abdullah Korkmaz'ın "uçaktaki oksijen maskesi" analojisi konuyu mükemmel bir şekilde özetliyor: Maskeyi önce kendinize takmalısınız ki sonra çocuğunuza yardım edebilesiniz. Çocuğunuza bir değer veya alışkanlık vermek istiyorsanız, o değere önce sizin sahip olmanız gerekir.Bu ilkenin en somut örneği, hepimizin aşina olduğu o meşhur karikatürde gizlidir: Annenin elinde telefon varken çocuğun elinde de telefon vardır; annenin elinde kitap olduğunda ise çocuğun eli de kitaba uzanır. Çünkü çocuklar duyduğunu değil, gördüğünü yapar. Bu konuda en güçlü hatırlatıcılardan biri şu sözdür:çocuklarınızı eğitmeye uğraşmayın kendinizi eğitin onlar zaten size benzeyecek2. "Okursan Çikolata Alırım" Demenin Tehlikesi: Motivasyon TuzağıÖdül ve ceza, bir davranışı kısa vadede yaptırmanın en kolay yolu gibi görünse de, okuma sevgisini yeşertmek yerine onu kökünden kurutan bir tuzaktır. Konuyu anlamak için içsel ve dışsal motivasyon arasındaki farkı bilmek gerekir:* İçsel Motivasyon: Bir eylemi, sadece o eylemi yapmaktan keyif aldığınız için, tamamen kendi isteğinizle yapmaktır.* Dışsal Motivasyon: Bir eylemi, sonunda elde edeceğiniz bir ödül (para, çikolata, tablet izni vb.) için yapmaktır.Seminerde anlatılan hikaye bu farkı çok net ortaya koyuyor: Yaşlı bir adam, evinin önünde gürültü yaparak keyif alan çocuklara bir gün seslenir ve "Neşenize hayran kaldım, bu gürültüyü her gün yapmanız karşılığında size 100 lira harçlık vereceğim," der. Çocuklar bu teklifi seve seve kabul eder. Bir hafta sonra yaşlı adam, "Hayat pahalı, artık ancak 50 lira verebilirim," der. Çocuklar biraz homurdansa da kabul eder. Bir süre sonra adam parayı 25 liraya düşürünce çocuklar isyan eder: "Amca kusura bakma, biz 25 liraya bu gürültüyü yapamayız!" Böylece başta bedavaya ve keyifle yaptıkları eylemi tamamen bırakırlar."Kitap okursan sana tablet alırım" vaadi de tam olarak bunu yapar. Okuma eylemini, tablete ulaşmak için katlanılması gereken sıkıcı bir görev haline getirir. Ödül ortadan kalktığında, okuma davranışı da ortadan kalkar, hatta kitaba karşı bir nefret gelişebilir. İçsel motivasyon, kendi motoruyla ilerleyen bir buharlı gemi gibidir; dış rüzgarlara ihtiyaç duymaz, kendi gücüyle istediği yöne gider. Dışsal motivasyon ise ancak rüzgar eserse hareket edebilen bir yelkenli gemi gibidir; rüzgar kesildiğinde olduğu yerde kalır. Unutmayın, buharlı geminin icadından sonra yeni kıtaların ve yeni dünyaların keşfi gerçekleşti. İçsel motivasyon da çocuğunuzun zihninde işte böyle yeni dünyalar keşfeder.3. Evinizi Bir Kütüphaneye mi Yoksa Dijital Eğlence Merkezine mi Çevirdiniz?: Çevrenin GücüÇocuğun alışkanlıklarını şekillendiren en güçlü etken, ona verdiğiniz nasihatler değil, içinde yaşadığı fiziksel çevredir. Eğitimdeki asıl mesele, "çevreyi amaca uygun şekilde düzenlemektir." Şimdi iki farklı ev hayal edelim:* Birinci Ev: Kapıdan girer girmez yanıp sönen modem ışıkları sizi karşılar. Salonun baş köşesinde dev bir televizyon durur. Masanın üzerinde unutulmuş bir tablet, koltukların kenarında şarjdaki telefonlar... Evin her köşesi teknolojiyle çevrilidir.* İkinci Ev: Girişte sizi çeşitli dergilerin olduğu bir dergilik karşılar. Salonun bir duvarı tamamen kitaplıktır. Sehpaların ve masaların üzerinde okunmakta olan kitaplar, komodinin üzerinde ise bir deneme kitabı durur.Şimdi dürüstçe cevaplayın: Sizce hangi evdeki çocuğun aklına kitap okumak gelir? Birinci evdeki bir çocuğun eline kitap alması adeta bir mucizeyken, ikinci evdeki çocuğun kitapla bir bağ kurma ihtimali kat kat daha yüksektir. Çocuğunuzun neyi eline almasını istiyorsanız, çevresini o nesnelerle donatmalısınız.4. Matematikte Başarının Sırrı Roman Okumaktan mı Geçiyor?: Beklenmedik BağlantılarEbeveynler genellikle kitap okumayı sadece sözel beceriler ve edebiyat dersi için faydalı görürler. Oysa kitap okumanın, özellikle de roman okumanın, sayısal zeka ve matematik başarısı üzerinde şaşırtıcı bir etkisi vardır. Abdullah Korkmaz, eğitimci Sıdkı Aslanhan’ın aktardığı, Marmara Üniversitesi Matematik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Şükrü Özen ile olan çarpıcı bir diyaloğu paylaşıyor. Profesör Özen, "Matematikte başarılı olmanın kolay bir yolu yok mu?" sorusuna, "Gençlere söyleyin, bol bol roman okusunlar," cevabını verir. Neden mi? İşte profesörün açıklaması:Kaliteli roman ve kitap okuyan gençler olaylar arasındaki bağlantıları çok iyi kurdukları için başta matematik olmak üzere sayısal soruları çok daha kolay çözüyor.Bu, okumanın sadece kelime dağarcığını geliştiren bir aktivite olmadığını, aynı zamanda analitik düşünme, problem çözme ve olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurma gibi temel zihinsel becerileri de güçlendirdiğini gösteren somut bir kanıttır.5. 3.5 Yıllık Bir Avantaj: Evdeki 500 Kitabın Ardındaki GerçekEvinizde bulunan kitap sayısının çocuğunuzun akademik geleceği üzerinde ne kadar etkili olabileceğini hiç düşündünüz mü? Uluslararası öğrenci değerlendirme programı PISA'nın Türkiye raporu, bu konuda çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor:* Evinde 500 ve daha fazla kitap bulunan öğrenciler, bulunmayanlara göre ortaokulda 2.5 yıl, lisede ise tam 3.5 yıl akademik olarak öne geçiyor.Bu "500 kitap" meselesi, sadece rafta duran bir sayıdan ibaret değildir. Bir evde 500 kitabın bulunması, o evde bir "okuma kültürü" olduğunu gösterir. O evde kitaplar konuşulur, temel giderler arasında kitaba da bir bütçe ayrılır, düzenli dergi abonelikleri vardır. Kısacası, bu 500 kitap, birinci maddedeki "örnek olan" ebeveynin, üçüncü maddedeki "çevreyi düzenleyen" ailenin ve ikinci maddedeki "içsel motivasyonu" besleyen bir yuvanın somut bir kanıtıdır. Çocuğunuza verebileceğiniz en büyük akademik avantajlardan biridir.Özetle, çocuğunuza okuma sevgisi aşılamanın yolu ona sürekli "oku" demekten değil; ona okuyan bir model olmaktan, okumayı bir ödüle bağlamamaktan, evi kitaplarla dolu bir yaşam alanına çevirmekten, okumanın sadece sözel değil sayısal zekayı da geliştirdiğini bilmekten ve evde bir okuma kültürü oluşturmaktan geçiyor.Bu derslerden sonra, bir an durup kendi evinizdeki alışkanlıkları ve ortamı gözden geçirmeye ne dersiniz?Bu akşam, çocuğunuzun geleceği için evinizde değiştirebileceğiniz en küçük şey ne olurdu? Abdullah Korkmaz